Ordinaryus 85 yaşında

23 Aralık 2009 Çarşamba


Allah uzun ömürler versin.

Selçuk Efendi


Bu ülkede Fenerbahçe lehine hata yaparsanız bu akşamki Özgüç Türkalp gibi en iyi ihtimalle sürünürsünüz.Süper Ligde aldığınız maç o malum hatadan sonra bir elin parmağını geçmez.


Bu ülkede Fenerbahçe lehine hata yaparsanız Hakan Sivriselvi gibi nerede olduğunuzu kimse bilmez.Merak etmez.


Bu ülkede herkes sizin ne kadar iyi hakem olduğunuzdan,ne kadar otoriter olduğunuzdan bahsederken Fenerbahçe lehine yaptığınız bir hata bütün bu lafların bir kalemde silinmesi demektir.Serdar Tatlı'da olduğu gibi.


Ama bu ülkede Fenerbahçe'yi doğrarsanız kimse size hesap sormaz.Çıkıp maçınızı yönetmeye devam edersiniz.Hiçbir şey olmamış gibi.Tıpkı Cüneyt Çakır gibi.Tıpkı Selçuk Dereli gibi.


Dün Cüneyt Çakır'ın Uefa'da en üst kategori olan 1.sınıfa yükseldiği haberinin ardından bugün Selçuk Efendi'nin istifa haberi geldi.Duyduk ki artık faal hakemliği bırakmış.Eklemeyi de ihmal etmemiş.Bundan sonra da hizmetleri devam edecekmiş Türk hakemliğine.


Bundan sonrası için sana hayatta başarılar dilemiyorum Selçuk'cuğum.Elimizden bir şampiyonluk bir de Türkiye Kupası çaldın.Sahamızda gol attık sevindirmedin bile.Milyonların ahını aldın onlarca sefer.Sana hiç iyi dileklerimi sunmuyorum.Git sana hizmetlerin için diğerleri teşekkür etsin.Ne yapsalar ödeyemezler çünkü hakkını.Bundan sonrası için sana sunacağım tek iyi dileğim Allahından bulman.

Onlar

18 Aralık 2009 Cuma


Ben çocuklarıma seni anlatmayacağım Carlos.Yarın bir gün olur da bana çocuk akıllarıyla "Baba Fenerbahçe ne?" dediklerinde sayacağım isimlerden biri sen olmayacaksın.


Ben çocuklarıma Fenerbahçe sevgisi aşılarken seni örnek vermeyeceğim Carlos.Önce bir hafızamı yoklayacağım.Bana Fenerbahçe'mi bu kadar sevdirenleri hatırlamaya çalışacağım.İlk aklıma Aykut gelecek mesela.İlk izlediğim maç.Trabzon maçı.Oğuz gelecek sonra.Onlardan bahsedeceğim evvela.Çünkü onlar benim ilklerim.Rıdvan vardı diyeceğim bir de evlat.Ben izleyemedim.Yoktum o zamanlar çünkü.Ama anlatacağım yine.Efendiliğinden bahsederim büyük ihtimal.Dedim ya futbolculuğu bize anlatılanlarla sınırlı.Bir kaç video sadece.Bilindik.Ama oradan belli ne topçu olduğu.


Kemalettin diyeceğim.Kemo.Hırs deyince,mücadele deyince akla gelecek Fenerbahçe'lilerden.Anmadan geçmek olmaz.


Yavaş yavaş ilerlerken sıra Uche'ye gelecek.Onu anlatacağım.Anlatacağım ki bilsin bizden olmayan birinin bizim için neler verdiğini.Anlatcağım ki bilsin hala onun gibisinin gelmediğini.


Sonra Kaptan'dan bahsedeceğim ona.Sorumluluk konusu ile ilgili kompozisyon ödevi verirse öğretmeni onu anlatacağım.Diyeceğim ki küfür yeme pahasına elini taşın altına sokan adamdı o.Kızardık belki ama çok severdik.Bilirdik iyi niyetini onun da.O bizim Büyük Kaptanımızdı.


Sıra Tuncay'a gelecek elbette.O deparlarından bahsetmemek olur mu?Takım yavaş yavaş havlu atmaya hazırlanırken yalandan da olsa taça gideceğini bile bile topa koşması.Ateşlemek için arkadaşlarını,seyirciyi deliler gibi koşması.Bir an bile vazgeçmemesi.Hırsı.Gözlerinden okunan o hırsı.


Zico diyeceğim sonra.Baba diyeceğim ona.Anlatacağım ki bilsin onun ne kadar efendi olduğunu.Ne kadar tevazu sahibi bir insan olduğunu.Anlatacağım ki bilsin bütün camianın şampiyonluk gitti dediği anda çıkıp nasıl bizleri motive ettiğini.Gözlerindeki o ışığı.Yüzünden belli olan"adam" ifadesini.Tarihimizin en mutlu anlarını onunla yaşadığımızı.Sevilla maçını,Chelsea maçını.


Aydın Örs gelecek sonra aklıma.Onun ayağını kaydıranlara saydıracağım.Onun efendiliği,adamlığı,Fenerbahçe'liliği sana örnek olsun diyeceğim.Bunca haksızlığa rağmen bir kere bile çıkıp kötü konuşmadı diyeceğim.


Ve sıra ona gelecek.Diyeceğim ki evlat o belki iyi bir futbolcu değildi.Belki mevkisinde ondan çok daha iyileri oynadı bu takımda.Ama kimseyi onun kadar sevmedi senin baban.O sahada bir saniye bile iyi niyetinden,mücadelesinden şüphe etmediğim adamdı diyeceğim.O -20 derecede Kayseri soğuğunda 17 yaşındaki Olcan'ı çakalların elinden kurtarmak için 50 metre depar atmıştı diyeceğim.Korumuştu onu diyeceğim.Sonra bir defans oyuncusu olmasına rağmen attığı kafa gollerinden bahsedeceğim.Sakarya maçını pas geçmeden elbette.Denizli maçına gelecek sonra sıra.Selçuk Dereli'ye küfür edeceğim laf arasında.Formasına secde ettiği fotoğrafları göstereceğim ona.


Ama senden bahsetmeyecğim Carlos.Çünkü sen 2,5 yıl boyunca bana hiç bir zaman bu takım için elinden geleni yaptığın hissini vermedin.Sen bu takımdaki gençlere saha içinde değil saha dışında örnek oldun.Para için geldiğini biliyorduk elbet.Ama bu kadar gözümüze sokmanı beklemiyorduk.O muzip ifadenin altında yatan çakalı göstermeni hazmedemedim hiç.Her gün gidiyorum gideceğim diye yaptığın açıklamaları olduğu gibi.Sana bu kadar ayrıcalık tanınmasını yakıştırmadığım gibi.
Büyük futbolcusun tamam.Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi solbeklerinden birisin eyvallah.Ama bana hiç bir zaman "onlar"ın verdiğinin yarısını vermedin.Vermek istemedin.Uğraşmadın.Anelka da öyleydi.Ki o yaşı itibariyle senden çok daha fazlasını verebilecek kapasitede olmasına rağmen.

Şimdi sen gittin Carlos.Sana yine de teşekkür etmek boynumuzun borcu.İyi kötü o formayı giyen herkese yapmamız gerektiği gibi.


Ama şunu kimse unutmasın ki sen asla "onlar" gibi olamazsın.

İddaa Tahminlerim

12 Aralık 2009 Cumartesi


İlla ki Ders Alacağım Diyorsanız

10 Aralık 2009 Perşembe



Kızlarımızdan alın.Avrupa'nın en zor deplasmanlarından birinden,en marka takımlarından birinden çıkardıkları galibiyetten.Bir an bile olsun eksilmeyen hırslarından.Bizim bile ümidimizi kestiğimiz ilk setten vazgeçmeyişlerinden.Mücadelelerinden. Helal olsun sizlere.








Pame Thyrle Pame Zico


Olympiakos Arsenal'i 1-0 yenerek Şampiyonlar Liginde 2. Tura yükseldi.Atina deplasmanına as kadrosundan 18 oyuncuyu götürmeyen Arsenal karşısında 47. dakikada Leonardo'nun golüyle maçı 1-0 kazanarak son 16'ya adlarını yazdırdılar.


Çeyrek final için Chelsea,Manchester United,Fiorentina,Bordeaux,Sevilla,Real Madrid,Barcelona arasından görece olarak Sevilla,Fiorentina ve Bordeaux nispeten şansın biraz daha fazla olacağı eşleşmeler olur.Sevilla çıkarsa ki isteğim o yönde biz de yüzlerde tebessüm takip ederiz maçları.


Alper Öcal'ın dediği gibi "Pame Thyrle Pame Zico"

İddaa Tahminlerim

08 Aralık 2009 Salı


501 Frosinone-Brescia [0] 2,70

502 Grosseto-Albinoleffe [Üst] 1,85

503 Reggina-Sassuolo [Üst] 1,85

504 Salernitana-Empoli [2] 2,30

511 Ipswich-Peterborough [1] 1,60

514 Sheffield Utd-Nottingham Forest [Üst] 1,80

516 WBA-Cardiff [Üst] 1,60

523 Beşiktaş-CSKA [1] 1,90

526 Juventus-Bayern Münih [1] 2,00

528 Marsilya-Real Madrid [Üst] 1,65

529 Wolfsburg-Man.Utd [Üst] 1,70

531 Zurich-Milan [2] 1,80

534 M'Boro-Blackpool [1] 1,55


Edit:CSKA'nın iki önemli savunma oyuncusu Aleksei Berezutski ve Sergei Ignashevich'in ,soğuk algınlığı nedeniyle "Sudafed" adlı ilacı kullandıkları öğrenildi. Sudafed, şu anda Dünya Anti-Doping Ajansının (Wada) yasaklı maddeler listesinde bulunmuyor. Ancak kulüpler, bu ilacı kullanan oyuncularını maç öncesinde UEFA'ya bildirmek zorunda. CSKA Moskova kulübü, Manchester United maçından önce Ignashevich ve Berezutsky'nin bu ilacı kullandıklarını UEFA'ya bildirmediği için iki oyuncu Beşiktaş maçında cezalı konuma düştü. Böylece İddaa'da Beşiktaş'ın oranları 1,90'a indirildi.



Maçlar bittikten sonra gelen edit:Arkadaş şu alt üt dediklerimize yazı tura atsak daha çok yakalarız.12 maçta 3 doğru tahmin.Blogun uğursuzluğu devam ediyor.Bir daha buraya kupon koymayı düşünmüyorum.İlgililere duyurulur.

Ruhsuzlar Ordusu

05 Aralık 2009 Cumartesi



Dersini Almış da Ediyor Ezber


Önder Turacı


Kulüpten resmi açıklama gelmiş olayla ilgili.Eskişehir maçı için kafileye alınmayan Önder gece geç saatlere kadar eğleniyor.Sonrasında alkolün de verdiği etkiyle kız arkadaşı ile kavga edip cam sehpadan alıyor öfkesini.


Takım içindeki bu disiplin problemleri ciddi boyutlara ulaşmaya başladı.Roberto Carlos sene başından beri gideceğim deyip duruyor kimsenin ses çıkardığı yok.Kazım desen ayrı terane.Sahada ayrı saha dışında ayrı.Emre'nin Santos'un Semih'in Cristian'ın saha içi dalaşmaları hadi bir yere kadar mazur görülebilir diyelim ama yine de hoş değil.


Anlamadığım bunların teknik direktörü Alman başkanı Aziz Yıldırım olan takımda gerçekleşmesi.Başkan voleybolcuya Türkçe konuş diye fırça atacağına futbol takımındaki prenslerinin biraz kulağını çekse ya da Aykut Hoca artık şu işe bir el atsa.


Kazım ile Santos Kasımpaşa maçını izlemezler bara koşarlar.Önder efendi sakat gitsin dinlensin diye Eskişehir maçına götürülmez amcam gider soluğu gece kulüplerinde alır.Eğer böyle olacaksa sakat cezalı demeden alsınlar hepsini kampa götürsünler deplasmana.Eşşek kadar olmuş adamlarda gram sorumluluk yok.Tamam biz demiyoruz gezmeyin gitmeyin diye ama o zamanı doğru ayarlamak lazım değil mi?


Nitekim olan oldu.Yine de geçmiş olsun diyelim.Bundan sonra da ne yapacağını iyice düşünsün Fenerbahçe yönetimi bir daha bu tarz olayların yaşanmaması için.Bence şunların arpalarını biraz kısmakta yarar var.Çok geliyor galiba...

2010 Dünya Kupası Grupları

04 Aralık 2009 Cuma



2010 Dünya Kupası Grupları az önce belli oldu.Genel olarak grupların dağılımı adil oldu diyebilirim.Brezilya,Portekiz ve Fildişi Sahilleri'nin bulunduğu grup diğerlerinden zorluk olarak biraz ayrılıyor.Kuzey Kore'de de Debrecen şansı varmış.Başlamadan jübile gibi oldu.E grubu da her takımın şansının olduğu grup olarak dikkat çekiyor.A ve B grupları da zor gruplar olarak göze çarpıyor.


İçinde bizim olmadığımız Turnuvada destekleyeceğim takım Lugano faktörüyle Uruguay.Onun dışında kupayı şu alsın diyeceğim takım yok.İyi oynayan,hakeden kazansın.Kimin alacağı beni ilgilendirmiyor açıkçası...


A grubundan Uruguay ile Fransa

B grubundan Arjantin ile Yunanistan

C grubundan İngiltere ile ABD

D grubundan Almanya ile Sırbistan

E grubundan Hollanda ile Danimarka

F grubundan İtalya ile Paraguay

G grubundan Brezilya ile Fildişi Sahilleri

H grubundan İspanya ile İsviçre


Şimdilik ilk iki sırayı almalarını düşündüğüm takımlar.Tabii kupaya daha çok var.O zamana kadar köprünün altından çok sular akar.Fakat şimdiden bir şampiyon tahmini yapmak gerekirse Arjantin ve İngiltere benim sürpriz şampiyon adaylarım.

İrfan


Çok uzaktan akrabam olur.Geçen yıl kaybetmişti babasını kalp krizinden.42 yaşındaydı babası.Bayramın ilk günü geldi haberi.Kaza yapmış diye.Basmane taraflarında diye duydum.Evi Kemalpaşa Armutlu'da.Ne işi vardı bayram günü o tarafta diye sorduk birbirimize.


Sevdasının peşinden gidiyormuş meğer İrfan.Pınar Karşıyaka-Galatsaray basketbol maçına.Resmi olarak olmasa da çok büyük ihtimal küme düşecek takımını desteklemeye.Ben olsam gidermiydim?Hele bayram günü...


Gitmiş işte İrfan.Ne farkeder ki bu saatten sonra.İlk başta çok ağır dediler durumu.Yakın akrabaları eski komşumuz doktor Ahmet öyle demişti.Boyunda kırık var.İyileşse bile bu saatten sonra zor dedi.Sonra Salı günü aradı tekrardan amcamı.Yanındaydım ben de şans eseri.İyiye gidiyor durumu dedi.Sevindirik olduk.Öyle ya geçen yıl babasını kaybetmişti.Ne yapardı annesi?Ne yapardı kız kardeşi?


Okuldan geldim eve.Kuzen bizde.Ulan dedim bu buradaysa şimdi amcamlar hastaneye gitmişlerdir.Sordum anneme.Aklıma gelen başıma geldi.Kaybetmişiz irfan'ı.




Ne desem boş.Allah rahmet eylesin.Annesini düşünüyorum en çok.Esin Teyze'yi.Önce eşini kaybetti geçen yıl.Şimdi de canından çok sevdiği oğlunu.Ne yapar nasıl katlanır insan bu acıya...Allah en çok onun yanında olsun.En çok ona sabır versin.

Twente:0 Fenerbahçe:1

03 Aralık 2009 Perşembe


Twente'nin ligdeki iyi gidişatı,bizim ise son haftalarda oyun ve skor olarak çizdiğimiz olumsuz tablo ibreyi ev sahibi takıma çeviriyordu maçtan önce.Fakat bunlar yine öngörüde kaldı.Fenerbahçe'nin Twente galibiyetine oynamak için adeta birbirini ezen bahisçilerin yarattığı havayı görünce en azından kaybetmeyeceğini düşündüğüm maçı 1-0 kazanarak belki de ilk defa maçlar tamamlanmadan,işini kendisi görerek gruptan lider çıkmayı garantiledi.Hem de tüm deplasman maçlarını kazanarak.


İlk 11'lere bakınca Selçuk-Vederson-Guiza üçlüsü tüylerimi diken diken etmeye yetti bile maçtan önce.Emre'nin sakatlığından ve Kazım'ın kazasının ardından beklediğim hamle Topuz'u göbeğe Cristian'ın yanına çekip sağ açıkta Özer'i oynatmaktı.Yine Özer'i düşünmedi Alman Hoca.Bundan sonra da düşüneceğini pek sanmıyorum zaten.


Defansta sakat olan Önder ki olmasa bile bu maçta oynamayacaktı yerine Bilica ile başlıyorduk.Lugano'da sağ stoper mevkiine esas yerine geçiyordu.Bilica'nın dönüşünün takımı ne kadar olumlu etkilediğini bu akşam daha net gördük bir kez daha.Transfer olduğunda açıkçası yakıştıramamıştım onu Fenerbahçe'ye ama şu anki tablo içinde Lugano ile uyumu,geriden oyunu kurma yeteneği ve hamle zamanlamaları ile beni yanıltmaya devam ediyor.Böylece bize de sevinerek yanıldığımızı kabul etmek kalıyor.Keşke hep böyle olsa.Mesela Selçuk'ta yanltsa bizi.
Oyunun ilk 15 dakikalık dilimine geride gömülerek Twente'yi kendi sahasında hazırlık paslarıyla zaman geçirmeye zorladık.Hücumda Alex ve Guiza pres yeteneği daha iyi olan adamlar olsaydı bu dakikalarda iyi pozisyonlar yakalayabilirdik. Çünkü görüldü ki Twente'de çok pas hatası yapan bir takım.En azından bu maç için öyle.Yoksa sahaya iyi yayılan tam bir sistem takımı hüviyetindeler.


Bu dakikalrdan sonra karşılıklı pozisyonlarla geçen ilk devrede Perez'in direkten dönen topu ile Guiza ve Carlos ile yakaladığımız iki pozisyon var.Guiza o pozisyonda biraz akıllı olup topun dibine girebilse sağında Alex topu sadece boş kaleye yuvarlayacaktı.Tabi Guiza cümlenin öznesi olunca sürekli dilek şart kipiyle konuşmak zorunda kalıyoruz ya ne diyelim artık.


İkinci yarıda maçın kırılma noktası Ruiz'in topunu Carlos'un çizgiden çıkarması oldu.Carlos'a çok kzıyoruz.Hatta gitsin istiyorum hala ama değinmeden geçmek olmaz.Tecrübesiyle maçı Fenerbahçe lehine çeviren hareketin sahibi oldu bu gece.


Bu pozisyondan sonra ard arda iki sefer birinde Guiza'nın çok güzel pasında birinde ise taçtan gelen kafa vuruşunda Alex ile gole çok yaklaşırken hemen akabinde taçtan gelen kafa vuruşunda kornere çıkan topta yine Alex'in asistinde Lugano'nun golü ile öne geçtik.Bu dakikadan sonra Twente'nin direkten dönen bir topu,Cristian'ın son anda topun önüne atlayarak defettiği bir pozisyon var Twente adına.Bizim ise kontralardan bulduğumuz sayısız fırsat ile son anda Cristian'ın düşürülmesiyle verilmeyen bir de penaltımız.


Maçın kısa özeti bu.Aklımda kalanları ise bir kaç paragraf ile toparlamak istiyorum.


Bilica-Lugano ikilisini bu akşam çok beğendim.Özellikle Bilica'nın dönüşü takımın sadece defansını ve orta sahasını değil ilerideki Alex ve Guiza'yı bile rahatlatıyor.Defanstan topla daha iyi çıkıyoruz ve böylece oyunu kurmak için topu almak için geriye çok fazla koşmak zorunda kalmıyor kaptan.Tabii sıkı markaj altında değilse.Ayrıca Lugano'da bugün çok iyiydi bireysel olarak.Deyim yerindeyse N'Kufo'yu sahadan sildi Tota.


Cristian Cristian Cristian demek istiyorum bir de.Her yerinden öpmüyorum tabii ama bu adama her gün daha da hayran olmaya başlıyorum.Beğenmeyeni çok ama ben aynı fikirde değilim.Bu bölgede Aurelio'nun gösterdiği performansın daha da üstüne çıkmaya başladı bana göre.Oyun kuralları içinde de gerekli sertliği sağlıyor,iyi basıyor ve topla da çıkışları iyi.Ayrıca ikinci yarının ortalarında Vederson'u soktuğu pozisyonda oranın adamlarında son 3 yıldır görmediğimiz türdendi.


ilk yarıda Mehmet Topuz'u çok beğendiğimi söylemeden geçmeyelim bir de..


Gökhan Gönül'ün de ciddi manada düşüşü söz konusu.Bugün iki tane açamadığı orta var ki hepimizin aklına malum şahısı getirdi.Allah benzetmesin diyerek dilimiz ısıralım.


Guiza'nın oyundan çıkarkenki postası ile Cristian ve Semih oyun içinde birbiri ile dalaşması da yönetimin bu aralar fazla mesai harcamsı gerektiğinin göstergesi.Burada ben Aykut Hoca'nın olaya el koyması gerektiğini düşünüyorum.Son zamanlarda sıkça yaşamaya başladığımız saha içi dalaşmaları,Guiza sorunu,Carlos'un gidiyorum demeçleri,Kazım'ın disiplinsiz hareketleri ve Santos ile aynı kaba etmeye başlamaları -ki ben Santos'ta ki bu düşüşün sebebini biraz da buna bağlıyorum-Bütün bunlar şimdiden önlemi alınmazsa ileride başımızı çok ağrıtacak disiplin problemleri.Aykut Hoca gibi akil adamın olduğu yerde bunların olması canımı fazlasıyla sıkmaya başladı.Benim onun olaya el koyacağına dair inancım sonsuz.En azından öyle olmasını istiyorum diyelim.


Twente adına ise Stoch ve Tiote'ye değinmeden geçmek olmaz.Stoch ilk maçtaki performansının aynısını koydu bu akşam sahaya.Seri,ters kanatta oynamasını çok iyi bilen bir adam.Fakat Twente gibi bir sistem takımında bu işleri yapmak çok daha kolay olsa gerek.Mesela aynı oyunu Türkiye'de oynamak çok daha zor olabilir.Twente'de herkes kendi görevini layıkıyla yaptığı için size düşen çıkıp oyununuzu oynamaktan ibaret.Aynı şey Tiote için de geçerli.Onunda verdiği izlenim sağlam,yıklımayan bir adam olduğu yönünde.Öyle de zaten.Ama o da sistem içinde yapması gerektiği kadar yapıyor işini.Mesela topla o kadar da iyi değil.Yani demek istediğim bu adamları sivrilten oyun yapısı.Bizdeki gibi ne oynadığı belli olmaayn takımlarda bu adamların ilk hafta sonunda karşılaşacakları cümleler "Nereden geldi bu adamlar?" "Twente'de nasıl oynamış bunlar?" tarzında olur.


Uzun lafın kısası bu akşam aslında çok da iyi oynamadığımız fakat çok iyi konsantre olduğumuz maçı kazanıp yine kendi işimizi kendimiz görerek Avrupa'da maçlar tamamlanamdan gruptan lider çıkmayı garantiledik.Benim Uefa Avrupa Ligi ile ilgili ilk baştan beri şöyle bir düşüncem var.Bence bizim yönetim ve Daum medya önünde bu kulvarla ilgili takiye yapıyorlar.Taraftarı fazla beklenti için sokmadan ayağa yatarak hedef saptırıyorlar.Çünkü 5 maçta benim hissettiğim görüntü kötü oynasa bile tam konsantrasyon gösteren bir Fenerbahçe takımı olduğu yönünde.Bundan sonrası için fikrim kura şansı da yanımızda olursa daha ilerilere çıkmanın sürpriz olamaycağı yönünde.Umarım yanılmıyorumdur.

Kaşıntı

29 Kasım 2009 Pazar


Ne yapmak istedi Daum?Şu kadroyu çıkardığında kafasındaki düşünce ne idi?Anlayan bana da bir anlatırsa çok sevinirim.


Sene başından beri dizilişte bazı maçlarda bazı değişiklikler yapması gerektiğini söyledik durduk.O ne yaptı?Zico'nun Çaykur Rize maçındaki enterasan denemesini bile gölgede bırakacak bir kurgu ile sahaya çıktı.Maç nasıl kaybedilir ya da göz göre göre kaybedilen bir maça nasıl müdahelede bulunulamaz onun futbol literatüründeki eşsiz örneklerinden biri ile karşı karşıya kaldık mübarek gün.


Şimdi başlasam o orada oynadı oynar mı?Bu burada oynadı olur mu?O niye oynamadı diye bir ton yazarım.Gerek yok.Ama tek söylemek isteiğim şu maçı zerre haketmediğimiz.Kasımpaşa'yı kutlamaktan başka diyecek daha da bir lafım yok bu gece.Helal olsun.Sonuna kadar hakettiler bu maçı.3-1'e dua edelim.6 olurdu bu gece bu maç.

Andre Moritz

27 Kasım 2009 Cuma


Söz Türçe'den açılmışken az önce Ntvspor'da Andre Moritz konuk idi.Adam 2,5 yılda acayip sökmüş Türkçe'yi helal olsun.Anadolu takımlarında oynayanların çoğu böyle gerçi.Aynı ülkeden en fazla 1-2 futbolcu olunca konuşmak zorunda kalıyorlar Türkçe'yi.Ne olursa olsun ben bunu ülkeme ve dilime saygı olarak görüyorum.Alex gibi 5 seneyi devirmiş gözümüzde ilah mertebesine çıkmış adamdan bir Türk olarak artık Samet'siz konuşabilmesini beklemek benim hakkım.Kaldı ki kendisi bu takımın kaptanı.Hakemlerle ve rakiple sürekli dialog halinde.Biliyordur tabi az çok eşşek değildir 5 yılda derdini anlatacak kadar Türkçe.Ama bunun 5 yılda artık ana dil kıvamına gelmiş olması gerekir çoktan.Bu ülkede oynayan yabancılar özellikle 3 büyüklerdekiler bu konuda çok tembel.Nobre gibi 7-8 yılı bu ülkede geçmiş bir adam hala tercümanla yayına çıkıyorsa bu işe bir el atmalı.Nihat İspanya'ya gittiğinde 1 yılda röportaj verirken, Ümit Özat 6 ayda gazeteye Almanca demeç verebilecek kıvama gelmişken, dalga geçeriz geçmeyiz Fatih Terim İtalyanca'yı bu kadar iyi konuşurken bizim takımlarda bir zahmet şunların kulaklarını bir çekiversin.


Bu arada resimdeki fotoğrafı seçmemin nedeni Ersin Düzen'in Moritz'e kız arkadaşı olup olmadığı ve evlilik konusundaki ısrarlı soruları.Ekipten asılan var galiba çocuğa o kadar anlamlı sorduğuna göre.

Ştandart

26 Kasım 2009 Perşembe


Avrupa'da nasıl bu işler Kazım?Oranın ştandartında var mı birine 4 maç verip birini görmezden gelmek?
PFDK Beşiktaş derbisi sonrası Kazım'a 4 maç ceza vermiş.Edilen küfüre elbette bir ceza verilecek orasını zaten tartışmıyoruz da acaba merak ettiğim bizim PFDK İngilizce küfüre karşı daha mı duyarlı?Türkçe'yi korumak bu olsa gerek.Boşuna uğraşıyor TDK yıllardır.İngilzce "Fuck off'" a 4 maç ver Türkçe "senin ananı s2erim"e ceza verme bak bakalım ondan sonra güzel yurdumzda 10 yıl içinde kimse İngilizce küfür edebiliyor mu?
Fuck you PFDK...

Şikeli Maçlar Açıklandı

25 Kasım 2009 Çarşamba


Bochum Savcılığı tarafından ortaya çıkarılan bahis skandalıyla ilgili UEFA yetkilileri ve 9 ülke federasyonunun temsilcileri İsviçre'de bir araya geldi.

UEFA aralarında Türkiye'den de 29 maçın olduğu iddia edilen bahis skandalıyla ilgili federasyonlara bilgi verdi. Toplantıya Türkiye Futbol Federasyonu'ndan Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu, Genel Sekreter Ahmet Güvener ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Başkanı Reşat Bostan katıldı. Türkiye'nin yanı sıra Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Hırvatistan, Almanya, Macaristan, Slovenya ve İsviçre temsilcileri de toplantıda yer aldı.
UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino düzenlenen basın toplantısında bahis skandalına adı karışan bazı takımlar ve maçlar hakkında bilgi verdi.


ŞÜPHELİ TAKIM HONVED


Arnavutluk'tan KF Tiran ve Vllaznia, Letonya'dan Dinaburg, Slovenya'dan Ljubljana ve Macaristan'dan Honved takımlarının 'şüpheli' oldukları belirtilirken, bu takımların bazı maçlarının da soruşturma kapsamında olduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında yer alan maçlar arasında UEFA Avrupa Ligi ön eleme turunda oynanan Fenerbahçe-Honved maçı da bulunuyor. Bu karşılaşmada UEFA'nın incelemeye aldığı kulüp sadece Honved.

EGEMENOĞLU: ŞÜPHELİ TAKIM FENERBAHÇE DEĞİL HONVED


Türkiye Futbol Federasyonu’nun hukuktan sorumlu üyesi Yunus Egemenoğlu, NTV Spor’a özel açıklamalarda bulundu.

Egemenoğlu, toplantıya Türkiye’den 3 kişi katıldıklarını, 9 federasyonun toplantıya dahil olduğunu ve toplantının 3 buçuk saat sürdüğünü söyledi.

Toplantının çok önemli olduğunun altını çizen Egemenoğlu, 7 tane takımla ilgili konuşulduğunu ve Fenerbahçe’nin bu takımlar arasında olmadığını söyledi.

9 federasyonun ortak açıklamasının olduğunu söyleyen Yunus Egemenoğlu, “Bizde sonuçta buradaki toplantıda bilgilerimizi aldık, notlarımızı aldık, gözlemlerimizi aldık. Federasyon başkanımız Mahmut Özgener ve üyelere gerekli bilgilendirmeyi yapacağız. Gizlilik kararı gereğince izin verildiği kadarıyla bir şeyler konuşalabiliyor. Bütün bilgileri derledik, topladık, Bochum savcılığının gizlilik kararı olduğu için bütün bilgileri Mahmut Özgener’e aktaracağız. Değerlendirmeden sonra başkanımız tarafından gerekli açıklamalar ve gerekli adımlar atılacaktır” diye konuştu.

Ne tür adımlar atılacağı UEFA’nın açıklamalarında olduğunu söyleyen Yunus Egemenoğlu, “İsviçre sınırları içinde olduğumuz için bu kadar açıklama yapabiliyoruz” dedi.

İlhan Cavcav’ın NTV Spor’a yaptığı şike iddialarını da değerlendiren Yunus Egemenoğlu, bu bilgiyi henüz yeni duyduğunu ve Türkiye’ye dönüşte Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ile görüşüp ne yapılması gerekiyorsa yapılacağını söyledi. Bu arada UEFA yetkilileri skandala 3 hakemin de karıştığını açıkladı.

UEFA'NIN İNCELEMEYE ALDIĞI O MAÇLAR

Şampiyonlar Ligi

21 Temmuz Stabæk IF 4 - 0 KF Tirana

UEFA Avrupa Ligi

16 Temmuz Bnei Yehuda Tel-Aviv FC 4 - 0 FC Dinaburg
23 Temmuz KS Vllaznia 0 - 3 SK Rapid Wien
16 Temmuz SK Rapid Wien 5 - 0 KS Vllaznia
6 Ağustos NK IB Ljubljana 0 - 3 FC Metalurh Donetsk
30 Temmuz Fenerbahçe SK 5 - 1 Budapest Honvéd FC






Az önce Ntvspor canlı yayınında gördüm haberi.Paylaşmak istedim.Güiza'nın 3 gol attığı maçın içinde bir iş olmasından kıllanmış olabilir Uefa.Maçla ilgili en ciddi şüphe buradan kaynaklanıyormuş Gürcan Bilgiç'in dediği gibi:)


Diğer Avrupa Ligi maçlarına bakınca ortaya çıkan tablo benim gibi bir bahisçi için çok sürpriz değil.Çünkü Arnavut takımlarının ne mal olduğunu herkes bilir.Sadece kulüp takımları değil Milli takımları da aynıdır.Ben Uefa'nın yerinde olsam Arnavut takımlarını uzun süre mesela bir 10 sene men ederim Avrupa kupalarından.Kendi liglerinde ne halleri varsa görsünler.Alsınlar satsınlar 10 atıp 8 yesinler.




Dikkatimi çeken bir başka noktada zayıf tarafların maçları açık farkla kaybetmesi.Zaten favoriler kazanacak maçları kimse çakmaz durumu diye düşünmüşler herhalde.


Her ne olursa olsun takımınızın adını böyle bir olayın içinde görmek hiç hoş değil.Ne kadar olayın bizi ilgilendiren bir tarafı olmasa da.




Beşiktaş:3 Fenerbahçe:0

21 Kasım 2009 Cumartesi


Maçtan önce kadrolara baktığımda bana şu Beşiktaş'ın ilk 11'indeki 3 adamı kendi 11'ine al deseler Ernst,Ferrari ve Bobo'dan başka kimseyi almam.Bobo'yu da Semih 11 oynuyorsa almam zaten.O derece kalite farkı iki takım arasında.Şimdi kimse kalkıpta bana şu Beşiktaş'ın oynadığı oyunu övmesin.Emre sakatlanıp çıkmasa bu maç en kötü 0-0 biterdi bizim adımıza.Alex'te olmayınca hiç oyunda skor hiçte hakkaniyetli olmadı bu akşam.


Maç başında ilk 15 dakikalık baskı ve neticesinde Serdar ile yakalanan bir pozisyon hariç ilk yarı bir daha Beşiktaş'ın kalemize tehlikeli geldiği başka bir pozisyon yok.Fenerbahçe'nin ise Gökhan'ın ve Alex'in %100'lük pozisyonları dışında Carlos'un biri uzaktan Rüştü'den seken,biri de yine Rüştü'nün anlamsız çıkışı ve devrenin sonunda Alex'in direkten dönen topu ile yakaladığı 3 pozisyonu var.Gökhan'ın İbrahim Üzülmez tarafından düşürülmesine çalınmayan penaltı düdüğüne de son bölümde değineceğiz tekrardan.


İkinci yarı ben Daum'dan Topuz-Semih değişikliğni beklerken sahanın o ana kadar en iyilerinden olan Emre'nin sakatlanıp çıkması bütün planları alt-üst etti.Emre o an yere yatıp oyunu soğutmadı başkası gibi.Sakat sakat devam etti ve o top gitti gol oldu.O pozisyonun öncesinde çalınan düdük eğer el ise yanlış tehlikeli hareket ise yine yanlıştı ki aynı golü Fenerbahçe atsa Lig tv kameramanı (ki iki yıl önce Alex'in golünü hatırlayın Kazım topu dışarıdan çeviriyor,ortalıyor boşta kalan topu Delgado alıyor kontratakta kaptırıyor,defans topu Maldonado'ya veriyor o da Kazım'a.Kazım İbrahim'i geçip ortalıyor ve gol oluyor Lig tv'de olayı Kazım topu dışarıdan çevirdi o top gitti gol olduya bağlıyordu.) pozisyonu 42 tekrar ile ekrana getirirdi.Golden önce İbrahim'in sağ ayağıyla açtığı rastgele ortaya -ki bir Allahın kulu gelsin bana o ortayı görerek attı desin bu yazının çıktısını alıp yerim-Fink'in güzel vuruşu ardından gelen beklenmeyen Bobo golü maçı kopardı.O golde Lugano uzun bir aradan sonra yediğimiz golde bariz bir hata yapıp Bobo'yu döndürdü.Maçta zaten Lugano bu seneki en kötü performanslarından birini koydu ortaya.Bunda yorgunluğun payı şüphesiz vardır ama biz alışkın değiliz Tota'dan böyle oyun görmeye.Uğur'un neredeyse yarım metre ofsayt olan golü de skoru belirlyen gol oldu ve İnönü'de 4 yıl sonra ilk mağlubiyetyimizi aldık.


Tek tek oyuncu performanslarına bakarsak takımda bugün ilk yarı Cristian'ı beğendim bir tek.Bir de sakatlanana kadar Emre ki Rıdvan hocanın da dediği gibi Emre iyiyse yanındaki adam da gerçekten iyi oynuyor ya da onu iyi oynatıyor.O çıkınca Andre Santos'un oraya çekilmesi de yanlışın kralı.Orada oynayacak kulübede adam yokmuş gibi Andre Santos'un oraya çekilmesini mantığım almadığı gibi bu kadar kötü oynamasına rağmen defans hariç tüm mevkilerde denenmesini,ona gösterilen sebebsiz tahammülü de çözemiyorum.Yahu bu adam sol bek işte bildiğin.Onun dışında bir yere koyup hem kendini hem onu niye zor durumda bırakırsın anlamak güç.


Kazım'ın tek forvet oynaması da bana göre yanlış.Semih gibi topu tutup Alex'i de oyuna sokabilecek bir adam varken bir iki maç tuttu diye anlamsız şelilde bunda da ısrar etmek nedenedir onu da çözemiyorum.


Alex'te kötüydü bugün.Fink'in gölge markajı onu sildi adeta sahadan.Ortada hiç yoktu.Duran topları bile çok kötü kullandı.


Mehmet Topuz ise kendi dediği gibi asla "profesyonal" olamayacak bir adam.Kayseri maçında gördük burada kesinleşti artık.Rakip seyircinin onla kendi düşündüğü gibi bir oynama durumu olmamasına rağmen o böyleymiş gibi bütün maç tutuk kaldı.Çıkana kadar da İbrahim Üzülmez'in maçın en iyilerinden biri olmasına yardım etti.İlk golde yediği çalımı izlesin bir daha.Karşısındaki adamın da kim olduğunu unutmadan.Oysa Kazım sağda Semih ileride olsa rakibin görece olarak en zayıf yeri olan o bölgeden istediğimiz gibi faydalanabilirdik.


Şansta Beşiktaş'ın yanındayıd bu akşam.Kaleyi bulan 4 şutun 3'ünün gol olması seken bütün topların onlarda kalması bunun ispatı.Ha tabi şans daha çok isteyenin yanında olur her zaman derseniz ona da katılırım.Beşiktaş bizden daha çok istedi mi?Evet.Ama asla çok çok iyi oynamadı.Bulduklarını attı sadece.5 pozisyon 3 gol birisi ofsayt.Diğer tarafta 5 pozisyon direkten dönen bir top verilemeyen bir penaltı ve tabelada yazan 0.


Gelelim hakeme.Her Beşiktaş maçını niye Fırat Aydunusu'un yönettiğini anlamıyorum gerçekten.Hakkında Genç Fenerbahçe üyesi olduğu dedikoduları ayyuka çıksa bu kadar çok Bjk-Fb maçı yönetebilir mi acaba diye sormadan da edemiyorum.Sahada verdiği kararlar da ister istemez insanı irite ediyor.Bariz bir şekile çifte standart kokuyor kararları.Gökhan'ın düşürüldüğü pozisyona vermediği penaltı,Gökhan yapınca verdiği endirekt serbest vuruşu Sivok yapınca vermemesi,Emre düdükten sonra topa vurdu diye sarı verip Toraman vurdu diye vermemesi.Son gol yardımcının hatası diyelim hadi.Serdar'ın köşe bayrağının orada Kazım'a arka arkaya 3 kere salladığı yumrukları da görmemesine imkan yoktur herhalde.


Kazım'ın kırmızısı ise verdiği en doğru karar.Birisi şu adama da Türkçe öğretsin artık.Milli takım da oynayıp 3 yıldır burada forma giyiyor ama hala derdini anlatmayı bilmiyor.


Uzun lafın kısası yarın çoğu yerde göreceğiniz iyi oynayan kazandı nutuklarına şimdiden muhalefet şerhimi koyuyorum.Sadece girdiği pozsiyonları değerlendiren kazandı.Fenerbahçe'de deplasman fobisi hortlamaya başladı.Uzun ara sonrası beklediğim diri takım da yoktu sahada.Emre'nin 4 hafta olmayacak olması da devre arasına kadar bizi baya bi zorlayacak.


Unutmadan bir de Güiza'dan bahsetmedik hiç.Maçtan önce sakatlığı yüzünden çıkarılmış kadrodan.Onluk maçta yoktu gerçi bugün sahada ama oynasa ne değişirdi ne değişmezdi?Belki Kazım sağa geçer oradan daha aktif olurduk ki bu durumda Üzülmez bu kadar çok ileri çıkamazdı.Yoksa bu fizikle ne Sivok'tan ne de Ferrari'den bir tane hava topu alamaz bir tane ikili mücadele kazanamazdı.


Çok fazla da haketmedğimiz maçı haketmedğimiz bir skorla kaybettik.
Edit:Bu arada maç sonrası da el çüküyle gerdeğe giren bütün Galatasaray'lı blogger ve medyaya da akibetlerinin güvey değil gelin olacağını bir kere daha hatırlatmayı borç biliriz.

Cemfan Nalsöz

18 Kasım 2009 Çarşamba


http://www.ntvmsnbc.com/id/25022676/



Olaylı Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle ilgili gündeme gelen basketbolda yeni bir skandal patlak verdi. Galatasaraylı Cemal Nalga'nın, Basketbol Federasyonu'nun, "Şu maçlarda oynamadı, cezasını doldurdu" dediği karşılaşmaların ikisinde takım arkadaşı Tufan'ın formasını giyerek oynadığı belirlendi.

Galatasaray Cafe Crown’lı Cemal Nalga, 16 Eylül tarihinde Cibona Zagreb ile oynanan hazırlık maçında rakibine yumruk attığı gerekçesiyle beş maç ceza almıştı. Oyak Renault, 17 Ekim'de Abdi İpekçi Spor Salonu'ndaki maçın ardından Basketbol Federasyonu'na Cemal Nalga'nın cezasını tamamlamadığına dair bir itirazda bulunmuştu. Basketbol Federasyonu ise, "Cemal Nalga'nın aldığı 5 maçlık men cezasının, takımının sonraki tarihte oynadığı 'beş hazırlık maçında' yer almaması suretiyle infaz edildiğine" kanaat getirmişti.Basketbol Federasyonu'nun resmi sitesinden Cemal Nalga'nın oynamadığı beş maç listelenmiş ve 24 Eylül 2009 tarihindeki Skyliners ve 26 Eylül 2009 tarihindeki EnBW Ludwigsburg maçları da Cemal'in ceza aldığı maçlar arasında gösterilmişti.

Ludwigsburg takımının resmi internet sitesinde bulunan istatistik kağıdında, Cemal Nalga'nın adı sarı-kırmızılı takımın kadrosunda görünmüyordu. Ancak Skyliners ve Ludwigsburg maçlarıyla ilgili internet üzerindeki fotoğraf ve videolarda Nalga'nın 7 numaralı 'Tufan Ersöz' formasıyla oynadığı ortaya çıktı.

Bu gelişme üzerine Fenerbahçe Ülker ve Pınar Karşıyaka da Cemal'in cezasına itiraz etmeye hazırlanıyor.


Yapalım mı daha da yorum yoksa siz işi bir yerden Fenerbahçe'ye bağlayana kadar bekleyelim mi?İsterseniz aşağıdaki kelimleri kullanıp anlamlı cümleler kurarak olayın içinden sıyrılmaya çalışabilirsiniz.


Aziz Yıldırım,Kambala,Mahmut Uslu,Batıya açılan pencere,tahrik,efendi çocuk yapmaz öyle şeyler,büyük takımlar kupalarıyla,objektif,tarafsız,Ercan Saatçi,Cristian,Lugano,Bünyamin Gezer,Sarışın kadın...

De Nigris

17 Kasım 2009 Salı


Önce Enke.Daha önceleri Jarque,çok daha önce Puerta.Şimdi de De Nigris.Ne desek ne söylesek boş.Bu ara çok sık olmaya başladı.Her ölüm acıdır ama galiba futbola olan tutkumuz bizi daha çok üzen daha çok yaralayan bu durumlarda.Hele bir de varsa bizle ufaktan ilgisi mesela şu resimdeki olay gibi insanın aklına geliyor hemen o anlarda ne dediği ne hissetiği.Acı bir tebessüm belirir insanın yüzünde ya o hesap.

Ben bu golden sonra şu sevinçten sonra çok iyi hatırlıyorum mesela.Arkadaşımla izlerken maçı yüzümüzdeki o tebessümü.Hiç kızmamıştım.Yediğimiz gollerden sonra omuzlarımın düşmediği ender anlardan biriydi şu an.Çok orjinal gelmişti bana gol sevinci.Ben hakem olsam göstermezdim kart mart.Yemişim kuralı.


Sonbahar bitsin artık.Öyle der babam hep.Sonbahar geldi mi ölümler artar diye.Yaprak dökümü diye açıklar nedenini.Yok bi bilimsel dayanağı elbette.


Huzur içinde yatsın.