
Twente'nin ligdeki iyi gidişatı,bizim ise son haftalarda oyun ve skor olarak çizdiğimiz olumsuz tablo ibreyi ev sahibi takıma çeviriyordu maçtan önce.Fakat bunlar yine öngörüde kaldı.Fenerbahçe'nin Twente galibiyetine oynamak için adeta birbirini ezen bahisçilerin yarattığı havayı görünce en azından kaybetmeyeceğini düşündüğüm maçı 1-0 kazanarak belki de ilk defa maçlar tamamlanmadan,işini kendisi görerek gruptan lider çıkmayı garantiledi.Hem de tüm deplasman maçlarını kazanarak.
İlk 11'lere bakınca Selçuk-Vederson-Guiza üçlüsü tüylerimi diken diken etmeye yetti bile maçtan önce.Emre'nin sakatlığından ve Kazım'ın kazasının ardından beklediğim hamle Topuz'u göbeğe Cristian'ın yanına çekip sağ açıkta Özer'i oynatmaktı.Yine Özer'i düşünmedi Alman Hoca.Bundan sonra da düşüneceğini pek sanmıyorum zaten.
Defansta sakat olan Önder ki olmasa bile bu maçta oynamayacaktı yerine Bilica ile başlıyorduk.Lugano'da sağ stoper mevkiine esas yerine geçiyordu.Bilica'nın dönüşünün takımı ne kadar olumlu etkilediğini bu akşam daha net gördük bir kez daha.Transfer olduğunda açıkçası yakıştıramamıştım onu Fenerbahçe'ye ama şu anki tablo içinde Lugano ile uyumu,geriden oyunu kurma yeteneği ve hamle zamanlamaları ile beni yanıltmaya devam ediyor.Böylece bize de sevinerek yanıldığımızı kabul etmek kalıyor.Keşke hep böyle olsa.Mesela Selçuk'ta yanltsa bizi.
Oyunun ilk 15 dakikalık dilimine geride gömülerek Twente'yi kendi sahasında hazırlık paslarıyla zaman geçirmeye zorladık.Hücumda Alex ve Guiza pres yeteneği daha iyi olan adamlar olsaydı bu dakikalarda iyi pozisyonlar yakalayabilirdik. Çünkü görüldü ki Twente'de çok pas hatası yapan bir takım.En azından bu maç için öyle.Yoksa sahaya iyi yayılan tam bir sistem takımı hüviyetindeler.
Bu dakikalrdan sonra karşılıklı pozisyonlarla geçen ilk devrede Perez'in direkten dönen topu ile Guiza ve Carlos ile yakaladığımız iki pozisyon var.Guiza o pozisyonda biraz akıllı olup topun dibine girebilse sağında Alex topu sadece boş kaleye yuvarlayacaktı.Tabi Guiza cümlenin öznesi olunca sürekli dilek şart kipiyle konuşmak zorunda kalıyoruz ya ne diyelim artık.
İkinci yarıda maçın kırılma noktası Ruiz'in topunu Carlos'un çizgiden çıkarması oldu.Carlos'a çok kzıyoruz.Hatta gitsin istiyorum hala ama değinmeden geçmek olmaz.Tecrübesiyle maçı Fenerbahçe lehine çeviren hareketin sahibi oldu bu gece.
Bu pozisyondan sonra ard arda iki sefer birinde Guiza'nın çok güzel pasında birinde ise taçtan gelen kafa vuruşunda Alex ile gole çok yaklaşırken hemen akabinde taçtan gelen kafa vuruşunda kornere çıkan topta yine Alex'in asistinde Lugano'nun golü ile öne geçtik.Bu dakikadan sonra Twente'nin direkten dönen bir topu,Cristian'ın son anda topun önüne atlayarak defettiği bir pozisyon var Twente adına.Bizim ise kontralardan bulduğumuz sayısız fırsat ile son anda Cristian'ın düşürülmesiyle verilmeyen bir de penaltımız.
Maçın kısa özeti bu.Aklımda kalanları ise bir kaç paragraf ile toparlamak istiyorum.
Bilica-Lugano ikilisini bu akşam çok beğendim.Özellikle Bilica'nın dönüşü takımın sadece defansını ve orta sahasını değil ilerideki Alex ve Guiza'yı bile rahatlatıyor.Defanstan topla daha iyi çıkıyoruz ve böylece oyunu kurmak için topu almak için geriye çok fazla koşmak zorunda kalmıyor kaptan.Tabii sıkı markaj altında değilse.Ayrıca Lugano'da bugün çok iyiydi bireysel olarak.Deyim yerindeyse N'Kufo'yu sahadan sildi Tota.
Cristian Cristian Cristian demek istiyorum bir de.Her yerinden öpmüyorum tabii ama bu adama her gün daha da hayran olmaya başlıyorum.Beğenmeyeni çok ama ben aynı fikirde değilim.Bu bölgede Aurelio'nun gösterdiği performansın daha da üstüne çıkmaya başladı bana göre.Oyun kuralları içinde de gerekli sertliği sağlıyor,iyi basıyor ve topla da çıkışları iyi.Ayrıca ikinci yarının ortalarında Vederson'u soktuğu pozisyonda oranın adamlarında son 3 yıldır görmediğimiz türdendi.
ilk yarıda Mehmet Topuz'u çok beğendiğimi söylemeden geçmeyelim bir de..
Gökhan Gönül'ün de ciddi manada düşüşü söz konusu.Bugün iki tane açamadığı orta var ki hepimizin aklına malum şahısı getirdi.Allah benzetmesin diyerek dilimiz ısıralım.
Guiza'nın oyundan çıkarkenki postası ile Cristian ve Semih oyun içinde birbiri ile dalaşması da yönetimin bu aralar fazla mesai harcamsı gerektiğinin göstergesi.Burada ben Aykut Hoca'nın olaya el koyması gerektiğini düşünüyorum.Son zamanlarda sıkça yaşamaya başladığımız saha içi dalaşmaları,Guiza sorunu,Carlos'un gidiyorum demeçleri,Kazım'ın disiplinsiz hareketleri ve Santos ile aynı kaba etmeye başlamaları -ki ben Santos'ta ki bu düşüşün sebebini biraz da buna bağlıyorum-Bütün bunlar şimdiden önlemi alınmazsa ileride başımızı çok ağrıtacak disiplin problemleri.Aykut Hoca gibi akil adamın olduğu yerde bunların olması canımı fazlasıyla sıkmaya başladı.Benim onun olaya el koyacağına dair inancım sonsuz.En azından öyle olmasını istiyorum diyelim.
Twente adına ise Stoch ve Tiote'ye değinmeden geçmek olmaz.Stoch ilk maçtaki performansının aynısını koydu bu akşam sahaya.Seri,ters kanatta oynamasını çok iyi bilen bir adam.Fakat Twente gibi bir sistem takımında bu işleri yapmak çok daha kolay olsa gerek.Mesela aynı oyunu Türkiye'de oynamak çok daha zor olabilir.Twente'de herkes kendi görevini layıkıyla yaptığı için size düşen çıkıp oyununuzu oynamaktan ibaret.Aynı şey Tiote için de geçerli.Onunda verdiği izlenim sağlam,yıklımayan bir adam olduğu yönünde.Öyle de zaten.Ama o da sistem içinde yapması gerektiği kadar yapıyor işini.Mesela topla o kadar da iyi değil.Yani demek istediğim bu adamları sivrilten oyun yapısı.Bizdeki gibi ne oynadığı belli olmaayn takımlarda bu adamların ilk hafta sonunda karşılaşacakları cümleler "Nereden geldi bu adamlar?" "Twente'de nasıl oynamış bunlar?" tarzında olur.
Uzun lafın kısası bu akşam aslında çok da iyi oynamadığımız fakat çok iyi konsantre olduğumuz maçı kazanıp yine kendi işimizi kendimiz görerek Avrupa'da maçlar tamamlanamdan gruptan lider çıkmayı garantiledik.Benim Uefa Avrupa Ligi ile ilgili ilk baştan beri şöyle bir düşüncem var.Bence bizim yönetim ve Daum medya önünde bu kulvarla ilgili takiye yapıyorlar.Taraftarı fazla beklenti için sokmadan ayağa yatarak hedef saptırıyorlar.Çünkü 5 maçta benim hissettiğim görüntü kötü oynasa bile tam konsantrasyon gösteren bir Fenerbahçe takımı olduğu yönünde.Bundan sonrası için fikrim kura şansı da yanımızda olursa daha ilerilere çıkmanın sürpriz olamaycağı yönünde.Umarım yanılmıyorumdur.